Sındırgı

SANAT

kültür, sanat, turizm

SİYASET

siyaset, politika, parti

DOĞA

doğa

SAĞLIK

sağlık

SINDIRGI TURİZM

turizm

Hikikomori Nedir? Modern Çağın Gönüllü İzolasyon Sendromu

İlk olarak Japonya'da tanımlanan ancak günümüzde tüm dünyada hızla yayılan küresel bir sorun haline gelen Hikikomori, bireylerin toplumsal yaşamdan tamamen koparak kendilerini odalarına veya evlerine hapsettikleri aşırı bir sosyal izolasyon durumudur. Japonca kökenli olan bu kelime, "içeri çekilmek" veya "izole olmak" anlamlarına gelir.

Bir kişinin hikikomori olarak tanımlanabilmesi için genellikle okul, iş veya arkadaş çevresi gibi fiziksel sosyal ortamlardan en az 6 ay boyunca tamamen uzak durması, vaktinin neredeyse tamamını odasında geçirmesi gerekmektedir.

Bu sendromun ortaya çıkmasında birçok faktör rol oynar:

  • Aşırı rekabetçi eğitim ve iş hayatının getirdiği tükenmişlik hissi.

  • Gerçek dünyadaki başarısızlık korkusu veya travmalar.

  • Aile içi iletişim kopuklukları ve yoğun toplumsal baskı.

Hikikomori sendromunu dijital çağla doğrudan bağlayan en önemli unsur ise teknolojidir. Odalarından hiç çıkmayan bu bireyler, tüm ihtiyaçlarını internet üzerinden karşılar ve sadece oyunlar, forumlar veya sosyal medya aracılığıyla "sanal bir varlık" gösterirler. İnternet, onlara gerçek dünyanın risklerinden uzak, kontrol edebildikleri güvenli bir illüzyon sunar. Ancak bu dijital bağımlılık, bireyin gerçek hayata dönme ihtimalini gün geçtikçe daha da zorlaştırır. Çözüm, bu bireyleri yargılamak değil; onlara psikolojik destek sağlayarak fiziksel dünyayla olan güven bağlarını yeniden inşa etmelerine yardımcı olmaktır.


Siber Zorbalık (Cyberbullying) Nedir?

Dijital Dünyanın Karanlık Yüzü

Teknolojinin sunduğu sınırsız özgürlük alanı, ne yazık ki insan psikolojisinin olumsuz yönleri için de geniş bir hareket alanı sunuyor. Siber zorbalık (cyberbullying), dijital teknolojiler (sosyal medya, mesajlaşma uygulamaları, oyun platformları) kullanılarak bir bireye yönelik kasıtlı, tekrarlayan ve zarar verme amacı güden düşmanca davranışların tümüdür.

Fiziksel zorbalıktan farklı olarak, siber zorbalık zaman ve mekan sınırı tanımaz. Kurban, kendi evinin en güvenli odasında bile bu şiddete maruz kalabilir. Siber zorbalık birçok farklı biçimde ortaya çıkabilir:

  • Sürekli hakaret içeren mesajlar göndermek.

  • Kişinin özel fotoğraflarını veya kişisel bilgilerini izinsiz şekilde ifşa etmek.

  • Hakkında asılsız dedikodular yayarak itibar suikastı yapmak.

  • Sahte hesaplar (fake hesaplar) üzerinden kişiyi tehdit etmek veya çevrimiçi gruplardan organize şekilde dışlamak.

Siber zorbalığın kurbanlar üzerindeki etkileri son derece yıkıcıdır. Bu duruma maruz kalan bireylerde yoğun anksiyete, depresyon, sosyal izolasyon ve akademik/profesyonel başarısızlık görülür. Anonimliğin verdiği sahte cesaretle hareket eden zorbalar, karşılarındaki insanın acısını fiziksel olarak görmedikleri için eylemlerinin sonuçlarını idrak edemezler. Siber zorbalıkla mücadele etmenin en temel yolu, dijital okuryazarlık eğitimlerini artırmak, siber empati kültürünü inşa etmek ve hukuki yaptırımları tavizsiz şekilde uygulamaktır.



Ghostlink Nedir? Dijital İlişkilerde Aniden Yok Olma Psikolojisi

Dijital çağda insan ilişkileri artık ekranlar üzerinden, mesajlarla ve oyun platformlarındaki ortak deneyimlerle inşa ediliyor. Ancak bağ kurmanın bu kadar kolay olduğu bir dünyada, o bağları koparmak da tek bir tuşa bakıyor. Bu noktada karşımıza "Ghostlink" kavramı çıkıyor. İngilizce "Ghosting" (hayalet olma/aniden iletişimi kesme) ve "Linking" (bağ kurma) kelimelerinin birleşiminden oluşan bu terim, günümüz sanal ilişkilerinin en acımasız dinamiklerinden birini ifade ediyor.

Ghostlink, internet üzerinden kurulan ve bazen aylarca, hatta yıllarca süren yoğun bir dijital arkadaşlığın (veya duygusal bağın), taraflardan biri tarafından hiçbir açıklama yapılmaksızın, aniden ve tamamen kesilmesi durumudur.

Özellikle çevrimiçi oyun topluluklarında, forumlarda veya sosyal medya platformlarında sıklıkla görülür. İki kişi her gün saatlerce oyun oynar, sırlar paylaşır ve derin bir "bağ" (link) kurar. Ancak günün birinde taraflardan biri hesaplarını kapatır, diğerini her yerden engeller ve adeta bir hayalete dönüşerek (ghost) ortadan kaybolur.

Bu durum, geride kalan kişi üzerinde derin bir psikolojik boşluk ve terk edilmişlik hissi oluşturur. Yüz yüze ilişkilerde bitişler genellikle bir konuşma veya süreç gerektirirken, ghostlink kurbanları hiçbir zaman "Neden?" sorusunun cevabını bulamazlar. Bu belirsizlik, kişinin özgüvenini zedeleyebilir ve gelecekteki dijital veya fiziksel ilişkilere karşı ciddi bir güven problemi yaşamasına neden olabilir. Dijital etiğin henüz tam oturmadığı günümüz dünyasında, ghostlink, empati yoksunluğunun en net göstergelerinden biridir.



Klavye Zorbalığı ve Klavye Delikanlılığı Nedir?

 İnternet ve sosyal medya platformları, iletişim sınırlarımızı ortadan kaldırırken insan psikolojisinin karanlık yönlerini de dijital dünyaya taşıdı. Fiziksel dünyada yüz yüze iletişimde geçerli olan sosyal kurallar ve empati, ekran arkasına geçildiğinde çoğu zaman kayboluyor. Bu durumun en belirgin iki yansıması ise günümüzün en büyük dijital sorunlarından olan klavye zorbalığı ve klavye delikanlılığıdır.

Bu makalede, sanal dünyayı zehirleyen bu iki kavramın ne anlama geldiğini, aralarındaki farkları, nedenlerini ve bu durumlarla nasıl başa çıkılabileceğini inceliyoruz.

Klavye Zorbalığı (Siber Zorbalık) Nedir?

Klavye zorbalığı, dijital iletişim araçları kullanılarak bir bireye veya gruba yönelik kasıtlı, tekrarlayan ve zarar verme amacı güden düşmanca davranışların tümüdür.

Bu zorbalık türü, fiziksel şiddet içermese de kurban üzerinde derin psikolojik yaralar açabilir. Klavye zorbalığının en yaygın belirtileri şunlardır:

  • Sürekli Aşağılama ve Hakaret: Sosyal medya gönderilerinin altına kasıtlı olarak onur kırıcı yorumlar yazmak veya doğrudan mesajlarla kişiyi taciz etmek.

  • İtibar Suikastı: Kurban hakkında yalan haberler yaymak, dijital dedikodu üretmek veya iftira atmak.

  • Özel Hayatın İhlali: İzni olmadan birinin özel fotoğraflarını, kişisel bilgilerini, ev adresini veya mesajlarını ifşa etmek (Doxing).

  • Dışlama ve Tehdit: Dijital topluluklarda organize bir şekilde kurbanı dışlamak veya anonim hesaplar üzerinden tehditler savurmak.

Klavye Delikanlılığı Nedir?

Klavye delikanlılığı, gerçek hayatta genellikle pasif, çekingen veya yüzleşmeden kaçınan bireylerin, sanal dünyanın sağladığı "görünmezlik" ve "anonimlik" zırhını giyerek aşırı cesur, agresif ve kaba bir karaktere bürünmesidir.

Klavye delikanlılarının temel amacı birini doğrudan yok etmekten ziyade, kendi egolarını tatmin etmek ve sanal bir güç gösterisi yapmaktır. Temel özellikleri şunlardır:

  • Sahte Cesaret: Yüz yüze gelindiğinde asla söylenemeyecek ağır sözleri, küfürleri ve ithamları klavye başından rahatça sarf etmek.

  • Kışkırtıcılık (Trollük): Tartışma ortamlarında insanları kışkırtarak dikkat çekmeye çalışmak ve ortaya çıkan kaos ortamından beslenmek.

  • Fanatizm ve Linç Kültürü: Özellikle siyaset, spor veya popüler kültür konularında, kendi fikrini en agresif şekilde savunup farklı düşünenlere sert bir dille saldırmak.

  • Gerçek Hayatla Tutarsızlık: Dijitaldeki saldırgan profilin aksine, fiziksel yaşamda son derece sıradan, sessiz ve tepkisiz bir hayat sürmek.

İki Kavram Arasındaki Temel Farklar

Her iki durum da dijital mecralarda toksik bir ortam oluştursa da motivasyonları ve hedefleri bakımından birbirinden ayrılırlar.

ÖzellikKlavye ZorbalığıKlavye Delikanlılığı
Temel AmaçHedefteki kişiye zarar vermek, onu psikolojik olarak sindirmek.Güç gösterisi yapmak, ego tatmin etmek, dikkat çekmek.
Hedef SeçimiGenellikle belirli bir kişi (öğrenci, iş arkadaşı, ünlü) bilinçli olarak seçilir.Hedef değişkendir; o anki popüler bir tartışma veya rastgele biri olabilir.
SüreklilikAynı kişiye yönelik tekrarlayan, sistematik bir şiddet döngüsü vardır.Çoğunlukla anlıktır, tepki gösterip tartışma bittikten sonra başka hedefe yönelirler.
MotivasyonKin, öfke, kıskançlık, dışlama veya intikam duygusu.Beğeni almak, dijital grup içinde onaylanmak ve sahte bir üstünlük hissi.

Bu Davranışlar Neden Ortaya Çıkıyor?

Dijital dünyada bu kadar agresif karakterlerin ortaya çıkmasının ve bu davranışların yaygınlaşmasının altında yatan başlıca psikolojik ve sosyolojik etkenler şunlardır:

  1. Anonimliğin Verdiği Rahatlık: Sahte isimler ve profil fotoğrafları kullanan kişiler, gerçek kimliklerinin açığa çıkmayacağı inancıyla toplumsal kuralları hiçe sayarlar.

  2. Yaptırımsızlık Algısı: Sanal alemde işlenen suçların veya edilen hakaretlerin gerçek hayattaki gibi hızlı ve somut bir şekilde cezalandırılmadığı düşüncesi, bu kişilere cesaret verir.

  3. Empati Yoksunluğu: Karşıdaki kişinin yüz ifadesini, ses tonunu veya üzüntüsünü görememek, verilen zararın boyutunun idrak edilmesini engeller.

  4. Linç Psikolojisi (Sürü Psikolojisi): Kalabalık bir grubun birine saldırdığını gören birey, sorumluluğun kalabalığa dağıldığını hissederek bu lince daha kolay ve düşünmeden katılır.

Etkileri ve Mücadele Yöntemleri

Klavye zorbalığı ve delikanlılığı, kurbanlarda depresyon, anksiyete, özgüven kaybı, sosyal izolasyon ve hatta intihar eğilimleri gibi çok ağır sonuçlara yol açabilir. Bu dijital toksisite ile mücadele etmek için şu adımlar atılmalıdır:

  • Beslemeyin (Don't Feed the Troll): Klavye delikanlılarının en büyük gıdası onlara verilen tepkidir. Onları görmezden gelmek, tartışmaya girmemek amaçlarına ulaşmalarını engeller.

  • Dijital Sınırlar Çizin: Sosyal medya platformlarının sunduğu "engelle", "sessize al" ve "şikayet et" özelliklerini aktif ve acımasızca kullanın. Kendi dijital alanınızı korumak sizin en temel hakkınızdır.

  • Hukuki Haklarınızı Kullanın: İnternet ortamında edilen hakaretler, ölüm tehditleri ve özel hayatın ihlali açıkça bilişim suçları kapsamına girer. İlgili mesajların ekran görüntülerini alarak hukuki yollara başvurmaktan çekinmeyin.

  • Dijital Okuryazarlık Eğitimi: Gelecek nesillere internet etiği, dijital ayak izi ve siber empati konularında erken yaşlardan itibaren kapsamlı eğitimler verilmelidir.

Sonuç

Teknolojinin gelişimiyle birlikte iletişim kanallarımız büyük bir hızla dönüşse de insan olmanın gerektirdiği saygı ve empati kuralları sabit kalmalıdır. Ekranların arkasına saklanarak başkalarına zarar vermek veya hakaret etmek bir güç gösterisi değil, aksine büyük bir zayıflık ve özgüven eksikliği göstergesidir. Daha sağlıklı, güvenli ve üretken bir dijital ekosistem inşa etmek, ancak herkesin kendi "dijital karakterini" gerçek hayattaki ahlaki değerleriyle eşitlemesiyle mümkün olacaktır.




Hamilelikte Açlık Orucu ve Kusmanın Şifası: Hekim Aidin Salih'ten Çığır Açan Öneriler

 Hamilelik, fiziksel dönüşümlerin yaşandığı, bedenin kendini yeniden ayarladığı benzersiz bir süreçtir. Bu süreçte sıkça karşılaşılan mide bulantısı ve kusma gibi durumlar, genellikle zorluk olarak algılansa da, Hekim Aidin Salih'in "Yitik Şifanın Peşinde" öğretisinde bu belirtiler, vücudun kendini arındırma mekanizmasının bir mucizesi olarak görülür.

Mide Bulantısı: Vücudun Doğal Detoksu

Hekim Salih, mide bulantılarını hamileliğin en kıymetli mucizelerinden biri olarak nitelendirir. Kusmanın, anne vücudundaki toksinleri dışarı atarak bir arınma sağladığını belirtir. Ancak bu arınma sürecinin engellenmesine dikkat çekiyor. Bulantısı olduğu halde kusma eylemini baskılayan veya önleyen gebelerde, vücuttan atılamayan toksinlerin ne yazık ki bebeğe geçme riski bulunduğunu ifade eder. Günümüzde sabırsızlık sebebiyle bu doğal arınma hissinin hızla ilaçlarla bastırılması, hastalıklı bir neslin oluşmasına katkıda bulunabileceği konusunda uyarıyor.

Açlık Orucu: Hamilelikteki En İyi Destek

Hekim Aidin Salih, hamilelik döneminde kontrollü açlık yapmanın sağlığa çok büyük katkıları olduğunu vurgular. Bu tavsiye, geleneksel beslenme anlayışından ayrılan köklü bir yaklaşımdır:

  • Genel Tavsiye: Salih, tüm hamilelere açlık yapmayı önerdiğini, bunun ne kadar yapılabilirse o kadar iyi olacağını söyler.

  • 10 Günlük Açlık: En mükemmel süre olarak belirtilir ve genellikle gebeliğin 3. ayına kadar uygulanabilir.

  • 3 Günlük Açlık: Çok iyi bir alternatif olup, 7. aya kadar yapılabilir. Bu dönemden sonra iştahın artmasıyla zorlaşabileceği belirtilir.

  • 1 Günlük Açlık: Doğuma kadar düzenli olarak uygulanabilecek bir diğer yöntemdir.

Kilo Kontrolü ve Sağlıklı Gebelik

Sağlıklı bir gebelik için kilo kontrolünün önemine dikkat çeken Hekim Salih, kilolu anne adaylarına hamilelik sırasında kilo vermelerini tavsiye etmektedir. Hatta anne olmak isteyen kadınlara, hamile kalmadan önce ideal kilolarına ulaşmalarını, yani kilo verdikten sonra hamile kalmalarını öğütlemektedir.

Hekim Salih'in "Son Söz 1" kitabında detaylarıyla yer alan bu kıymetli bilgiler, nesillerimizi korumak ve sağlıklı bir geleceğe adım atmak isteyen herkes için bir rehber niteliğindedir. Bu ilmi öğrenip uygulayarak nasibine sahip çıkanlara selam olsun.



Dizi ve Filmlerde 4. Duvar Nedir? En Popüler Örneklerle Anlatım

4. Duvar Nedir? 4. Duvarı Yıkmak Ne Demek? (Basit Anlatım) 

“Dördüncü duvar” terimini özellikle dizi ve film izleyenler çok sık duymaya başladı. Peki 4. duvar nedir, 4. duvarı yıkmak ne demek ve neden bu kadar popüler? Aslında bu kavram tiyatrodan gelir ama günümüzde sinema, diziler, YouTube videoları ve hatta sosyal medya içeriklerinde bile karşımıza çıkar. Bu yazıda 4. duvarı çok basit bir şekilde anlatacağım. Çocuk da okusa anlar, büyükler de rahatça kavrar.

4. Duvar Nedir?

  1. duvar, sahnedeki karakterlerle izleyici arasında varmış gibi düşünülen hayali bir duvardır.

Tiyatro sahnesini düşünelim:

Sağda bir duvar varmış gibi
Solda bir duvar varmış gibi
Arkada bir duvar varmış gibi

Ama bir de seyircinin olduğu taraf var.

İşte seyirciye bakan o görünmeyen kısım 4. duvar olarak adlandırılır.

Bu duvar gerçekte yoktur ama hikâyenin gerçekmiş gibi devam etmesini sağlar.

4. Duvarı Yıkmak Ne Demek?

  1. duvarı yıkmak, karakterin bir anda hikâyeden çıkıp kameraya bakması, seyirciye konuşması veya izleyiciyi fark etmesi demektir.

Yani karakter şunu yapar:

“Ben bir filmdeyim, siz de beni izliyorsunuz.”

Bu durum genelde komedi, parodi ve bazı dram türlerinde kullanılır.

4. Duvarı Yıkma Örnekleri

  1. duvarı yıkmak denince akla gelen en ünlü örneklerden bazıları şunlardır:

Deadpool

Deadpool karakteri sık sık kameraya bakar ve izleyiciyle konuşur. Bu yüzden 4. duvarın en meşhur örneklerinden biridir.

The Office

Karakterler bazen kameraya bakıp yüz ifadeleriyle tepki verir. Bu da 4. duvarı yıkmanın daha sessiz bir türüdür.

Çizgi Filmler ve Sitcomlar

Bazı çizgi filmlerde karakterler “Bu da nereden çıktı?” diyerek seyirciye döner.

4. Duvar Neden Kullanılır?

  1. duvarın kullanılmasının birkaç önemli nedeni vardır:

  1. Seyirciyle bağ kurmak
    Karakter izleyiciye konuştuğunda seyirci kendini daha yakın hisseder.

  2. Komedi etkisini artırmak
    Özellikle espriler daha güçlü olur.

  3. Hikâyeye farklı bir hava katmak
    Film veya dizi sıradan anlatımın dışına çıkar ve yaratıcı görünür.

  4. Eleştiri yapmak
    Bazı yapımlar 4. duvarı yıkarak toplumu, insanları veya sistemi eleştirir.

4. Duvarın Yıkılması Her Zaman İyi mi?

Hayır, her zaman iyi olmayabilir.

Çünkü 4. duvar yıkıldığında:

Hikâyenin büyüsü bozulabilir
İzleyici gerçeklik hissini kaybedebilir
Dramatik sahneler etkisini azaltabilir

Bu yüzden 4. duvar genelde doğru yerde ve doğru dozda kullanılır.

4. Duvar ile Anlatıcı Aynı Şey mi?

Bu da çok aranan bir sorudur.

Hayır, aynı şey değildir.

Anlatıcı hikâyeyi dışarıdan anlatır.
4. duvarı yıkmak ise karakterin seyirciyle doğrudan iletişim kurmasıdır.

Örneğin bir ses “Şimdi kahramanımız şehre girdi” diyorsa bu anlatıcıdır.
Ama karakter kameraya bakıp “Bunu yapmamam gerektiğini biliyorum” diyorsa bu 4. duvardır.

4. Duvar Nedir? Kısaca Özet

Kısaca toparlayalım:

  1. duvar, izleyiciyle sahne arasındaki hayali duvardır.

  2. duvarı yıkmak, karakterin izleyiciye doğrudan konuşmasıdır.
    En bilinen örnek: Deadpool
    Ama tiyatrodan çizgi filme kadar birçok yerde kullanılır.

Sık Sorulan Sorular

4. duvarı yıkmak ne demek?

Karakterin kameraya bakması, seyirciyi fark etmesi ve izleyiciyle konuşması demektir.

4. duvar nereden gelir?

Tiyatrodan gelir. Sahnedeki 3 duvara ek olarak seyirci tarafındaki hayali duvar 4. duvardır.

4. duvar hangi türlerde kullanılır?

En çok komedi, parodi, sitcom ve bazı eleştirel yapımlarda kullanılır.



Sındırgı Arama Kurtarma SIN-KUT Resmen Kuruldu. Balıkesir Sındırgı'da Gönüllüler Afetlere Hazır!


SINDIRGI’DA AFETLERE KARŞI KRİTİK ADIM: SIN-KUT RESMEN KURULDU

Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde, Balıkesir deprem riski ve son yıllarda yaşanan afetlerin ardından uzun süredir ihtiyaç duyulan yerel arama kurtarma yapılanması hayata geçti. Afete Hazır Yardıma Gönüllü Sındırgı Projesi kapsamında, proje koordinatörlüğünü Muhammet Asil Çetin’in yürüttüğü çalışmalar sonucu Sındırgı Arama Kurtarma Derneği (SIN-KUT) resmen kurularak tüzel kişilik kazandı.

Özellikle 10 Ağustos ve 27 Ekim 2025 depremleri sonrasında ilçede hissedilen acil müdahale eksikliği, gönüllüleri harekete geçirdi. İçişleri Bakanlığı destekli proje kapsamında oluşturulan ekip, Sındırgı’da afetlere hazırlık konusunda önemli bir boşluğu doldurmayı hedefliyor.

BALIKESİR DEPREM GERÇEĞİ SINDIRGI’DA GÖNÜLLÜLERİ BİR ARAYA GETİRDİ

Sındırgı’da kurulan SIN-KUT, imam, memur, esnaf, işçi ve itfaiye personelleri başta olmak üzere toplumun farklı kesimlerinden oluşan 25 gönüllü ile faaliyetlerine başladı. Gönüllüler, afet anlarında profesyonel ekipler bölgeye ulaşana kadar yapılacak ilk müdahalenin hayati önem taşıdığına dikkat çekiyor.

Ekip üyeleri, bu oluşumun sadece bir dernek değil, Sındırgı’da yaşanabilecek olası afetlere karşı ortak bir sorumluluk anlayışının ürünü olduğunu ifade ediyor.

SIN-KUT YÖNETİMİ BELİRLENDİ: BAŞKAN RAMAZAN IŞIKLI

Derneğin gerçekleştirilen genel kurulunda yönetim kadrosu belirlendi. Yapılan oylama sonucunda, itfaiye teşkilatında görev yapan Ramazan Işıklı, oy birliğiyle SIN-KUT Dernek Başkanı seçildi.

Başkan Işıklı, yaptığı açıklamada Sındırgı’da yerel düzeyde güçlü bir arama kurtarma ekibinin oluşturulmasının zorunluluk haline geldiğini belirterek, “Bu ekip, Sındırgı’nın kendi gücüdür. Afetlere karşı hazırlıklı olmak artık bir tercih değil, gerekliliktir” dedi.

AFETE HAZIR YARDIMA GÖNÜLLÜ SINDIRGI PROJESİ İLE SAHAYA ÇIKIŞ

Afete Hazır Yardıma Gönüllü Sındırgı Projesi kapsamında yürütülen çalışmaların, ilçede afet farkındalığını önemli ölçüde artırdığı belirtildi. Proje Koordinatörü Muhammet Asil Çetin, gönüllülük esasına dayalı bu yapının Sındırgı’da güçlü bir karşılık bulduğunu ifade etti.

Çetin, projenin temel amacının, afet anında ilk dakikalarda müdahale edebilecek eğitimli ve organize yerel ekipler oluşturmak olduğunu vurguladı.

SIN-KUT’UN HEDEFİ AFAD AKREDİTASYONU VE EĞİTİMLİ EKİPLER

SIN-KUT’un kısa vadeli hedefleri arasında AFAD akreditasyonu yer alıyor. Bu doğrultuda ekip üyelerine yönelik arama kurtarma, enkazda çalışma, ilk yardım ve afet yönetimi eğitimlerinin planlandığı bildirildi.

Dernek yönetimi, ihtiyaç duyulan ekipmanların temini için kamu kurumları, yerel yönetimler ve hayırseverlerle iş birliği yapılacağını açıkladı.

SINDIRGI’DA AFETLERE KARŞI YEREL DAYANIŞMA ÇAĞRISI

Başkan Ramazan Işıklı, Sındırgı halkına çağrıda bulunarak, “Bu yapı sadece bir dernek değil, Sındırgı’nın afetlere karşı güvencesidir. Destek verildikçe daha güçlü olacağız” ifadelerini kullandı.

SIN-KUT’un önümüzdeki süreçte Balıkesir genelinde gerçekleştirilecek afet tatbikatlarında, eğitim faaliyetlerinde ve olası afetlerde aktif olarak sahada görev alması hedefleniyor.