Sındırgı

kültür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kültür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Balıkesir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Yapay Zekasını Çalıştırdı

 Balıkesir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Balıkesir’in doğal ve kültürel güzelliklerini kelimelerle tanımlayarak, yapay zekanın bu kelimeleri resme çevirmesini isteyerek görseller oluşturdu. Bu görsellerin sosyal medya hesabında paylaşıldığı belirtildi. 

Yaptığı paylaşımda;

 "Herkese Merhaba!

Çok sevilen Yapay Zeka çalışmalarımıza tam gaz devam ettik. Ve bugün Balıkesir’imizin ilçelerinin devamını sizler için derledik 🤖🖼️🎨"

Yapay zeka ile görsel oluşturmak, 

kelimeleri resme dönüştürmek anlamına gelir. Bu, bir metin açıklaması vererek, yapay zekanın bu açıklamaya uygun bir görsel üretmesi demektir. Yapay zeka ile görsel oluşturmak için çeşitli ücretli veya basit düzey araçlar ve uygulamalar bulunmaktadır.

Daha önceki paylaşımda; https://www.sindirgi.net/2024/01/yapay-zeka-ile-balikesir-cizildi.html

Balıkesir, Ayvalık, Bandırma, Burhaniye, Edremit, Erdek, Gönen, Marmara Adası, Sındırgı ilçelerinin yapay zeka görselleri oluşturulmuştu.

Bu paylaşımda ise, Balya, Bigadiç, Dursunbey, Gömeç, Havran, İvrindi, Kepsut, Manyas, Savaştepe, Susurluk

ilçelerinin görselleri yapay zeka ile oluşturulmuş. Beğeninize sunuyoruz Yorumlarınızı bekliyoruz :)

Balya

Bigadiç

Dursunbey

Gömeç

Havran

İvrindi

Kepsut

Manyas

Savaştepe

Susurluk


Kokusu Burnumda: Mahalle Fırınlarında Pişen Ekmek

Merhabalar. Bizde fırına “hurun” denir. Niye bilmem. Merak ettim. Hurun diyen başka yerler de varmış.

Fırında ekmek yapmak ev olmanın bir gereğiymiş gibi düşünürdüm ben. Sanki annelerin elinden çıktığı için güzel olurdu ekmekler de.

Düvertepe’deki fotoğraf turunda fırınları da çektim.

Fırın önünde kimseler görmedim hiç. Artık fırıınlar kullanılmıyormuş. Öyle dediler. Nedenlerini anlamak zor değil. Büyük aile kalmadı bir kere. Daha çok yaşlılar var köyde. Onların da çoğu yalnız yaşıyor. 

Köyü arabasıyla ziyaret eden bir fırıncı vardı.  Ekşi maya köy ekmeklerinden satıyordu. Anam da ekmeğini ondan alırdı. Yine öyledir sanırım. Bir ekmek bir hafta yetiyor ona. Fırında niye ekmek yapsın? 

Ramazan bayramı arefesinde peksimetler için yakılıyormuş artık fırınlar. Bizim köylülerden sini sini peksimet fotoğrafları paylaşanlar vardı. Onların sayısının da iki elin parmaklarını geçeceğini sanmam.

Zor iştir ekmek yapmak. Zahmetlidir. Ustalık ister. Her şeyin kararını bileceksin. Bilmiyorsan bilene soracaksın.

Hele büyük ailelerde. O hamur teknesinin içinden çıkmak hiç kolay değildir. Güç kuvvet ister. Terini de akıtmayacaksın hamura. 

Bir önceki ekmekten ayırdığın mayayı hazırlayacaksın bir kere. Ne kadar un koyacaksın tekneye? Suyun sıcaklığı nasıl olacak? Suya ne kadar tuz atılacak? Ne zamana kadar yoğuracaksın? Mayalanması ne kadar sürecek? Hamuru binetlere ne zaman koyacaksın? Yeterince orası da olmalı ekmeklerin. Yoksa hamur yapışıverir. Binetleri fırın önüne götüreceksin, hamur orada da bekleyecek.

Fırının ekmek bırakmaya hazır hale getirilmesi de ustalık ister. Ateşi nasıl ayarlayacaksın? Kızgın ardı olunca nispeten kolay. Ama ya kızgıncıysan. Fırına ne kadar kesme atacaksın? Çok kızdırırsan ekmekler yanar. Dışı pişer içi hamur kalır. Ateş az gelirse bu kez ekmeklerin kabukları kalın olur. Fırındaki küllerin iyi süpürülmesi de önemli. Süpürürken söngenin yanmamasına dikkat edeceksin. Fırının ağzında bir miktar köz bırakman lazım. Sonra sıra kürekle ekmeklerin fırına bırakılmasına gelir. El çabukluğu önemli. Hamurlar yayılırsa olmaz.

Ekmekler fırında. Fırının ağzı kapalı. Ekmeğin piştiğini nasıl anlayacaksın? Arada kapağı açıp içeri bakarsın. Ortalardan bir ekmeği çıkarıp ağırlığını yoklarsın. Ekmeği tartarken ellerin yanar. Vakti gelmediyse geri yerine koyarsın. 

Fırından önce pideler çıkar. Pidelerin hamuru incedir. Fırının ağzına yakın konulur. Onun için çabuk pişer. Pidelerden bir ikisi parçalayıp fırın önündekilere dağıtmak adettendir. Mis gibi kokar fırından çıkan ekmek. Çevredekilerin canı çeker. 

Şimdilerde ekmek ertesi güne kalınca yemiyoruz. Oysa çocukluğumuzda öyle miydi? Fırında yapılan ekmek 10-15 gün dayanırdı bizim evde. Sonuna doğru öyle bir kururdu ki o da. Ninem ekmek dilimlerini ıslatıp öyle yerdi. Bu yüzden de taze ekmekli sofralar çok özeldi.

Önceden evlerde sadece ocak başı varmış. Onun için fırında pişecek yemekler için de köy fırınları kullanılırmış. Neyse ki sonradan maşıngalar çıktı da fırın yemekleri kolayladı. 

Fırında ekmek yanında sini de yapılırdı. Çoğunlukla sinide börek pişirilirdi. Genellikle iki kat hamurun arasına katık konurdu. Çökeleğe katık denir bizde. Yağsız olduğu için erimez katık. Dereotu, maydanoz da eklenir tat versin diye. Ispanak ya da  pırasa ile börek yapanlar da vardı. Sini bol yağlı olursa daha lezzetli olurdu. 

Burada “hurun aşı”nı atlamak olmaz. Taze ekmekle “hurun aşı” yemek tam bir ziyafet olurdu bizim için. Bandıra bandıra. “Parmaklarını yemek” deyimini hurun aşıyla eşleştirirdim ben. Hurun aşı yaz yemeğidir. Patlıcan, biber, domates, soğan, sarımsak doğranıp yağı tuzu da eklenir. Siniyle fırında pişirilir. Evlerde pişenden farklıdır hurun aşının tadı. 

Şimdi köydeki fırınlar öksüz. Yine de çok bakımsız görünmediler bana. 

Çoğunlukla ekşi maya taş fırın ekmeği girer bizim eve. Çocukluğumuzdaki ekmeğin tadını  kokusunu bulamayacağımızı bilsek de.

Sağlıcakla.

Yazı ve Fotoğraf: Mustafa Altınöz
Editör: Süleyman Çetin 

Balıkesir Sındırgı Düvertepe Mahalle Fırını







TEK ÇİVİ ÇAKILMADAN YAPILAN AHŞAP CAMİ : ELMALI

 TEK ÇİVİ ÇAKILMADAN YAPILAN AHŞAP CAMİ

  ELMALI KÖYÜ : İZNİK / BURSA 

Bursa'nın İznik ilçesi Elmalı köyünde 1884 yılında Trabzonlu ustalar tarafından çivi kullanılmadan, çentik yöntemiyle büyük bölümü 93 meşe ağacı kullanılarak yapılan ahşap cami, ihtişamıyla yıllara meydan okuyor.

O dönemde büyük bölümü 93 meşe ağacıyla yapıldığı bilinen, tavanında çam ve bazı bölümlerinde ardıç kullanılan yaklaşık 150 metrekarelik camide, küçük bir asma kat da bulunuyor. Cami, ziyaretçilerin ilgisini çekiyor.  

Bu özellikteki bir caminin Doğu Karadeniz'deki yapıları andırdığını görüyoruz. Burada 1871'de bir mescit inşa edilmiş. Bu mescit daha sonra bir yangınla yok olmuş. Daha sonra Trabzonlu ustalar tarafından 1884 yılında şimdiki çivisiz ahşap bir cami yapılmış. 

Söz konusu camiye 1947'de küçük bir ekleme yapılmış.

Ahşap camide ısıtma sistemi olmadığı için kışın yeni cami, yazın ise ahşap cami kullanılıyor. 

Çivisiz cami bizim kültür mirasımız olarak korunup kollanıyor. Marmara Bölgesi'nde çivisiz yapılan tek cami olduğu için vatandaşlar zaman zaman gelerek burayı ziyaret ediyor. Yani cami bu yönüyle bakıldığında turizm açısından da önem arz ediyor." 

Elmalı köyü sadece ahşap camisi ile bilinen bir yer değil. Aynı zamanda Karadeniz yaylalarını aratmayacak mükemmel bir yaylaya sahip. Gün boyu temiz havası ile piknik yapabileceğiniz bu yaylaya hayran kalacaksınız..





Türk İslam Sanatlarında Kullanılmış Hayvan Figürleri

Türk İslam Sanatları Tarihi’nde hayvan figürleri:


1: Erzurum Yakutiye Medresesi, en üstte kartal, onun altında “hayat ağacı” ve onun altında da iki tane aslan figürleri.



2: Erzurum Çifte Minareli Medrese, Çift başlı kartal, hayat ağacı ve çift başlı ejder figürü.



3: Ağrı İshak Paşa Sarayı, Aslan figürü ve aslanın kuyruğu ile başlayıp uzayan ve diğer aslanın kuyruğu ile birleşen bir çeşit hayat ağacı.



4: İzmir Birgi, Aydınoğlu Mehmet Bey Camii, köşe taşı olarak kullanılan aslan figürü. Muhtemelen devşirme.



5: Topkapı Sarayı Bağdat Köşkü çinileri içinde gizlenmiş kuşlar.



6: Sivas Gök Medrese’nin taç kapısı üzerinde 12 Hayvanlı Çin takvimine atıf olarak düşünülen karışık hayvan figürleri. Ejderler net olarak görülüyor. Sağdakinde ise kanatlı bir insan figürü var gibi.



Kayseri Hunat Medresesi’nin su oluklarında (çörten) ise Boğa başına benzeyen bir figür kullanılmış. Fakat bir takipçimizin hocası bunun Aslan figürü olduğunu belirtmiş.

Erzurum Üç Kümbetler’de ise Boğanın boynuzları arasında bir insan başı olduğu bilgisine ulaştım.

7: Adana Ulu Camii’nde çift başlı yılan ya da ejder figürü. Bu kümbete benzeyen ögenin bir benzeri daha yok.



İshak Paşa Sarayı’nda Kartal, Aslan ve İnsan figürlü ahşap taşıyıcılar. Detaylı videosu abonelere özel kısımda video ile anlattık. Bakabilirsiniz.

8: Amasya Sabuncuoğlu Şerafettin Daruşşifası’nın taç kapısında tam olarak ne olduğu belli olmayan bir sembol. Yılan gibi duruyor.



9: Cizre Ulu Camii kapısının ejder motifli tokmakları. Orijinalleri Danimarka’da. (İzinsiz alınmış, ÇALINMIŞ)



Bunların dışında Diyarbakır Ulu Camii ve Mardin’deki tarihi yapılarda hayvan figürleri görmek mümkün. Bursa ve Konya arşivimde hiç bu tarz motiflere denk gelmedim gözden kaçmış olabilir.

Özetle; Selçuklu dönemi eserlerinde camii ve medreselerde hayvan figürü çokça kullanılmış; Osmanlı döneminde daha çok geometrik ve bitkisel motiflere ağırlık verilmiş diyebiliriz. Türklerin Orta Asya’dan getirmiş olduğu kültürün bunda etkisi vardır. Biraz da İran’ın.


Kaynak: instagram: Anadolunun Camileri


Özel Osmanlıca Mezar Taşı Tasarım Hizmeti




Osmanlıca Mezar Taşı Tasarım Hizmeti Alabilirsiniz. Özel tasarımlar yapılmakta olup sadece tasarım ve modellemesi hazırlanmaktadır. İletişim: https://www.sindirgi.net/p/iletisim.html

Osmanlıca mezar taşı tasarımı, geçmişin estetik ve anlam yüklü geleneğini günümüze taşıyan özel bir hizmettir. Mezar taşları, Osmanlı döneminde kadın ve erkek mezarları olarak iki ana kategoride tasarlanmıştır. Her bir taş, anlamlı detaylar içerir ve beş temel bölümden oluşur:

Başlık: Erkek mezar taşlarında “Sarık,” “Kavuk,” ve “Fes” gibi başlık türleri bulunur. Bu başlıklar, mezar taşında yatan kişinin yaşarken hangi tarikata veya mesleğe ait olduğunu gösterir. Örneğin, serpuş adı verilen başlıklardan Mevlevi, Bektaşi, Melami gibi tarikatlara mensup olduğu anlaşılabilir. Aynı şekilde, yeniçeri, kadı, esnaf, din adamı gibi meslekler de başlıklardan okunabilir.

Serlevha: Mezar taşlarının başlangıcında yer alan yazılı metinlerin bulunduğu bölümdür. Osmanlı dönemi, İslam dinini güzel bir şekilde özümsediği için, kabir hayatına başlarken yüce yaradanın ismini mezar taşına giriş cümlesi olarak kazıtmıştır. “Hüvelbaki” ifadesi, mezar taşlarında en sık görülen giriş cümlesidir. Mevlevi ve Bektaşi ser levhaları ise “Hu” ile başlar ve Allah’ı en kısa ve veciz şekilde anlatır.

Kimlik Tanımı: Bu bölümde mevtanın kimlik bilgileri, sülaleye mensup olduğu, taşıdığı unvanlar, ölüm nedeni ve kadınsa kimin hanımı veya kızı olduğu belirtilir. Bu ifadeler bazen kısa, bazen de uzun cümlelerle ifade edilir. Mezar taşları kitabeleri, Osmanlı insanının estetiğe ve edebi sanatlara verdiği önemi yansıtır.

Dua: Mezar taşları, ziyaretçilerden dua alabilme isteğiyle yol kenarına dikilir. “Ziyaretten murat dua’dır, bugün bana ise yarın sana’dır” ifadesi, Osmanlı mezarlıklarında sıkça görülen dua cümlesidir. Bu istek aynı zamanda ziyaretçilere ölümü hatırlatmak ve bir gün sıranın kendilerine geleceğini hatırlatmak içindir.

Tarih: Kitabenin en sonunda mevtanın ölüm tarihi yazılır. Hicri takvim kullanıldığı için bazen sadece yıl olarak verilirken, bazen gün, ay ve yıl birlikte verilir. Tarih bazen ser levhanın altına da yazılabilir.

Bu özel tasarımlar, geçmişin izlerini taşıyan modern mezar taşlarıdır. Eğer Osmanlıca mezar taşı tasarımı hizmeti almak isterseniz, bu geleneği yaşatmak için uygun bir seçenek olabilir.




İsrail'in Tel Aviv İslam Üniversitesinde Yetişenler Nerede?

Birçoğunuzun bilmediği, yeni öğreneceği bir üniversite...

Evet İsrail'in başkenti Tel Aviv'de 1956 yılında kurulmuş olan Tel Aviv İslam Üniversitesi'nden bahsediyorum.

Yaklaşık 65 yıldır eğitim vermeye aralıksız devam etmektedir.

Bu üniversitede, Kur'an, hadis, siyer, kelam, akaid, Arapça, psikoloji, sosyoloji, tarih, coğrafya, gibi birçok alanda dersler okutulmaktadır.

Öğrencileri Yahudi çocuklar arasından seçerler.

Seçtikleri bu çocukları “Müslüman din adamı” olarak yetiştirip, mezun olabilmeleri için özel çaba harcamaktadırlar.

Daha sonra mezun olan öğrenciler, Müslümanların arasına girip onlarla beraber İslami faaliyetlere girerek Müslümanlarla iletişim kurarlar.

Şunu da belirtmekte fayda var.

Öğrenciler; yetişip mezun olunca, onlara bundan sonraki hayatında kullanacağı isimler verilir.

Örneğin; çocuğun ismi Ariel iken, mezuniyeti sonrası "Ebu Bekir el-Bağdadi" [EBU HANZALA, ŞEYH NAZIM KIBRISİ, ŞEYH AHMED YASİN BURSEVİ] gibi bir isimlerle karşınızda bulursunuz.

Ve bu çocuklar; inanıp iman ettiğiniz dininizi, sizden iyi bilen, âlim bir şahsiyet olarak  fetva aldığınız, arkasında namaza durduğunuz birileri olurlar.

Hatta, cemaat, tarikat kurup Müslümanlara önderlik ettikleri olmuştur.

Çünkü bu üniversitede yetişen çocuklar, dünyanın her tarafındaki, nüfusu yoğun Müslüman ülkelere gönderilerek, buralarda faaliyet göstermelerine her türlü olanak sağlanmaktadır. Arkalarında maddi güç sağlayıcıları vardır.

Eveeet...

Şimdi gelelim bu işleri organize eden, her türlü faaliyetleri yöneten, koruyup kollayan, gözeten, dünyanın her tarafına, dini, siyasi, ekonomik alanlarda adamlarını yerleştiren,

Siyonizmin hakimiyetini sağlamlaştıran günümüzdeki istihbarat oluşumu MOSSAD gerçeğine...

• 

MOSSAD'ın Tel Aviv İslam Üniversitesi'ni kurmasındaki amaç, senin gibi olan; ama senden olmayanları yetiştirip senin içine yerleştirmek ve bu sayede her geçen gün hakimiyetini sağlamlaştırmak.

Başarıyorlar mı peki ?

Gün geçtikçe gücü artıyorsa demek ki başarıyorlar.

Peki buna karşı Müslümanlar ne yapıyor?

MOSSAD'ın yetiştirmiş hocaların peşinde İsrail'e lanet mitingleri düzenlenip;

Kahrolsun İsrail!

Kahrolsun Siyonizm!

Diyerek bir kaç dua ederek, ölenler için gıyabi cenaze namazı kılıp, gazı alınmış olarak eve vicdanı rahatlamış şekilde gitmenizi sağlıyorlar.

Yok öyle değil diyen varsa eğer; açsın haritayı koysun önüne son 40-50 yılda İsrail'in nereden nereye gelmiş olduğunu görür.

MOSSAD, yeni Lawrence'lar yetiştirip en can alıcı noktalarda önümüze imam diye yerleştirirken.

Müslümanlar slogandan öteye gidemiyor maalesef...

Acı gerçeğimiz budur.

O yüzden

Eğitim!

Eğitim!

Adam akıllı eğitim..!

Y.Yıldızbaş



10 Ekim Dünya Balıkesirliler Günü Kutlaması

Kurtuluş savaşında en çok şehit veren 2. ilimiz

Kuvayı Milliye şehri 10.10  Dünya BALIKESİRLİLER günü kutlu olsun.

Selam saygı ve muhabbetlerimizle..

sindirgi.net


Dünya Balıkesirliler Günü Nedir?

Balıkesir'de her yıl 10 Ekim tarihinde kutlanan Dünya Balıkesirliler Günü dolayısıyla çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir. Bu yıl da Balıkesir'de, Balıkesirliler Dernekleri Federasyonu tarafından kortej yürüyüşü düzenlenmiştir. Etkinlikler, Balıkesir Türküleri Konserleri ile sona ermiştir.


Dünya Balıkesirliler Günü İlk Ne Zaman Kutlanmaya Başladı?

10 Ekim 2010 (10.10.2010) tarihinde kutlanmaya başlanan  Dünya Balıkesirliler Günü  , Balıkesirliler Dernekleri Federasyonu ve Kent Konseyi üyeleri tarafından düzenlenen törenle kutlandı.



Balıkesir Neden İstiklal Madalyası Almak İstiyor?

Balıkesir, Türkiye'nin kurtuluş savaşı sırasında Kuvayi Milliye (millî kuvvetler) öncülüğü ile önemli bir rol oynamıştır. Balıkesir'in İstiklal Madalyası alması için çalışmalar yapılmaktadır. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi tarafından Balıkesir’e, İstiklal Madalyası verilmesi konusunda yapılan çalışmalar değerlendirilmiştir. CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Balıkesir Milletvekili Ahmet Akın, TBMM’de yaptığı konuşmada bir kez daha Kuvayı Milliye’nin başkenti Balıkesir’e İstiklal Madalyası verilmesini istemiştir. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener de TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada Balıkesir’e İstiklal Madalyası verilmesi için çağrıda bulunmuştur.



Karakeçili Yörüklerinin Akdağ Yaylası

 Yüzyıllarca Yörüklerin buluşma yeri ya da ayrılık adası Akdağ Yaylası... Bergama'dan Bigadiç'e Sındırgı'ya Yörüklerin hayvanlarını güttüğü ve gezindiği yaylalar.

 Her yörük düğünde seyranda oyununda "Akdağ Yaylası" deyip kollarını kaldırarak coşkuyla ayaklarını toprağa vurur. Akdağ yaylasının folklorik olarak ne alama geldiğini elbette yüzyıllarca burayı mesken eden Yörüklerden dinlemek lazım.

Kütahya’nın Simav ilçe merkezine 40 kilometre mesafedeki Kızılcık, Çamlık ve Kiçir köyleri sınırları içerisinde bulunan 2089 rakımlı Akdağ’ın eteklerinde, karaçam ormanlarının içerisine gizlenmiş doğal güzellikler bulunuyor.

 Eğrelce Yaylası

Akdağ’ın doruğuna en yakın yayladır. Yayla’nın ortasından akan dere menderes çizer ve köylüler bu oluşuma "gelin oynağı” derler. Yaylaya çıkarken Kalebaşı ve Ahmedin’de Yörüklerin ayranını içmeden dönmeyin. 

Martılı Şelalesi

Martılı Şelalesi sunduğu görsel şölen ile ziyaretçileri hayran bırakıyor. Yaklaşık 15 metre yükseklikten akan şelale sonra Simav Çayı’na karışıyor. Gölün bölge halkının dışında fazla bilen yok. Bölge halkının yaz aylarında serinlemek için gittiği Martılı Şelalesi  fotoğraf tutkunları için de doğal bir plato niteliği taşıyor.

Akdağ Yaylası
Akdağ Yaylası




Bu Yıl Sındırgı Kocakonak Panayırı Ne Zaman Yapılacak? [ YENİ TARİH ]

Sındırgı ilçesinde, her yıl düzenlenen Kocakonak Panayırı, Ağustos ayının sonunda ve Eylül ayının ilk haftasında yapılmaktadır. Geleneksel sergi geleneği devam ettirilen panayırda ilçe esnafı başta olmak üzere, çeşitli il ve ilçelerden de sergiler  ve her türlü ürün satış stantları bulunuyor. Ziyaretçilerde esnaf da katılımdan ve organizasyondan memnun durumda.

 Ayrıca panayırda eğlence amacıyla Gondol, çarpışan araba, balerin, elma kurdu, uçan sandalye, tren, penaltı atışları, kasnak, cirit oyunları ve sürpriz oyuncakların olduğu panayır her yıl büyük ilgi görmektedir.

PANAYIR GELENEĞİMİZ

Panayır geleneği, Türkiye’nin birçok yerinde yüzyıllardır devam eden bir gelenektir. Panayırlar, genellikle belirli bir dönemde düzenlenen ve ticari, kültürel ve sosyal etkinliklerin yapıldığı açık hava etkinlikleridir. Panayırların kökeni, tarihin erken dönemlerine kadar uzanmaktadır. İlk panayırların, ticaretin gelişmesiyle birlikte ortaya çıktığı düşünülmektedir. Panayırlar, ürünlerin sergilenmesi ve satılması için önemli bir platform sağlamaktadır. Ayrıca, panayırlar, insanların bir araya gelerek eğlenmesi ve sosyalleşmesi için de önemli bir fırsat sunmaktadır.

Bu Yıl ki Geleneksel Sındırgı Kocakonak Panayırı Tarihleri Belirlendi:

Sındırgı’nın düşman işgalinden kurtuluş günü olan 3 Eylül tarihini içeren hafta ya da bazen 1 hafta sonrası planlanmaktadır. Sındırgı ilçesinde, her yıl düzenlenen Kocakonak Panayırı; 

     2024 yılı Sındırgı Kocakonak Panayırı’nın tarihi henüz netleşmedi. Netleştiğinde burada paylaşılacaktır.

2023 yılındaki 55. Sındırgı Panayırı için tarihler belirlendi ve 28 Ağustos - 3 Eylül 2023 tarihleri arasında yapıldı. 

2022 yılında 29 Ağustos - 4 Eylül tarihleri arasında her zamanki yeri olan Kocakonak Panayır Alanında düzenlendi. 

2021 yılında 28 Ağustos - 3 Eylül tarihleri arasında gerçekleşti. 


 

Bu Yıl Sındırgı Kocakonak Panayırı Ne Zaman Yapılacak?
Bu Yıl Sındırgı Kocakonak Panayırı Ne Zaman Yapılacak?

Sındırgı Tarihi Kınık Su Değirmeni

    Su değirmenleri, suyun ağırlık ve kaldırma kuvveti enerjisiyle çalışır. Öğütme, yalpalama veya çekiçleme gibi mekanik işlemleri yapmak için su çarkı veya su türbini kullanılır. 
Sındırgı ilçesinde, Kınık köyünde bulunan su değirmeni, yaklaşık 200 yıllık bir geçmişe sahip. Değirmen, dikdörtgen biçiminde ve taştan inşa edilmiştir. Bugün halen yöre insanının buğday unu, mısır unu, hayvan yemi ve bulgur ihtiyacı büyük ölçüde buradaki su değirmeninden karşılanmaktadır.

TAŞ DEĞİRMENDE ÖĞÜTÜLEN BUĞDAY TAŞ FIRINDA LEZZET BULUYOR

    Buğday, insanlık tarihi boyunca en önemli tahıl ürünlerinden biri olmuştur. Buğdayın ilk kez ne zaman yetiştirildiği tam olarak bilinmemekle birlikte, yaklaşık 10.000 yıl önce Orta Doğu’da yetiştirildiği düşünülmektedir. Buğdayın öğütülmesiyle elde edilen un, insanlar tarafından farklı amaçlar için kullanılmıştır. Örneğin, un, ekmek yapımında kullanılmıştır. Ekmek yapımı, tarihin erken dönemlerinde başlamıştır ve günümüze kadar devam etmiştir. Ekmek yapımında kullanılan yöntemler zamanla değişmiş olsa da, temel olarak buğdayın öğütülmesi ve hamurun hazırlanması gerekmektedir. Hamur hazırlandıktan sonra, fırında pişirilir ve ekmek elde edilir. Taş fırın ekmeği gibi bazı ekmek türleri, taş fırında pişirilerek özel bir lezzet kazanır.

    Tarihi fırınların vazgeçilmez lezzeti taş fırın ekmeği, uzun ömürlü kullanıma uygun olup odun ateşinde ve adını aldığı taş fırınlarda pişirilen bir ekmek türüdür. Taş fırın ekmeğin en önemli özeliği taş fırında ve odun ateşinde pişirilmesidir. Son derece lezzetli taş fırın ekmeğinin lezzetindeki sır ise kullanılan buğdaydan kaynaklanır. Buğday seçimi, hamurun doğru şekilde yoğruluşu ve fırının ateşinin en iyi şekilde hazırlanması taş fırın ekmeğinin diğer lezzet sırlarındandır. Taş fırın ekmeği fırına konulana kadar harcanan emek ve gösterilen özen, bu ekmeğin lezzetli olmasındaki önemli etkenlerdir. Taş fırın ekmeği, genellikle tarihi fırınlarda bulunur ve Türkiye’nin birçok yerinde üretilir.




Sındırgı Nasıl Bir Yer?

Balıkesir Sındırgıda deniz var mı?

Sındırgı, Balıkesir il merkezine yaklaşık 60 km (45dk – 1 saat) uzaklıkta olan iç Ege’de yer alan yeşillik şirin Anadolu ilçelerinden biridir. İlk bakışta denize uzak oluşu üzse de İzmir’e yaklaşık 2 saat, Edremit körfezinde Edremit Akçay’a yaklaşık 2 saat mesafede, Ayvalık’a ise yaklaşık 2.5 saat mesafe uzaklıktadır. Ayrıca Sındırgı’da deniz yoktur ancak ilçe merkezine 10 dakika mesafede yer alan Çaygören Baraj Gölü bulunmaktadır. Ayrıca bu barajı besleyen Susurluk Çayı/ Simav Çayı ve Cüneyt Çayları ilçenin iki yanından geçmektedir. Bu nedenle yeşilliği ve sulak alanları fazladır. Bunların yanında ilçede termal su kaynakları olduğundan 8 farklı işletmede yüzme havuzu da yer almaktadır. Bunların bazıları gündelikçi alsa da bazıları sadece kalan müşteriler için hizmet vermektedir. Yüzme havuzu olan işletmeleri sayacak olursak, OBAM termal, Laguna Termal, Eman Termal, Özgül Termal, Can Sosyal Tesisleri, Emendere Saklı Cennet ve ilçe merkezinde yapımı devam eden Belediye Otel Havuzu ve yarı olimpik yüzme havuzlarıdır.

Balıkesir Sındırgı Nasıl bir yer?

Sındırgı büyükşehirlere göç veren bir ilçe olup hayatın yavaş ilerlediği, emekli şehri olarak adlandırılan sakin bir şehirdir. Gençler için şehir merkezi küçük bu nedenle pek aktivitenin olmadığı görülmektedir. Konaklama merkezde pahalı olsa da diğer mahallelerde uygun yerler bulunabilmektedir. İlçede tarım en büyük istihdam kaynağıdır.

Balıkesir Sındırgı Denize uzaklığı Nedir?

İlk bakışta denize uzak oluşu üzse de İzmir’e yaklaşık 2 saat, Edremit körfezinde Edremit Akçay’a yaklaşık 2 saat mesafede, Ayvalık’a ise yaklaşık 2.5 saat mesafe uzaklıktadır.

Sındırgıda ne yenir ?

Sındırgıda bir çok yerel lokanta, pideci, fastfood işletmesi bulunmaktadır. Farklı olarak Sokak Köfteciliği Meşhur olup merkezde çeşitli butik köfteciler bulunmaktadır. Bunun yanında Çaygören Baraj Gölü kenarında ise butik balık işletmeleri gelen kişiler için farklı bir seçenek oluşturmaktadır.

Balıkesir Sındırgı neyi meşhur?

Sındırgıdan ne alınır? derseniz Sındırgı el sanatları ile meşhur bir ilçedir. Meşhur yağcıbedir halısı, kırmızı topraktan sağlıklı çömlekleri, (instagram.com/bilge_seramik_sanat) kolonyası ve el sanatları ürünleriyle gelen kişiler için çeşitli hediyelik ürün seçeneği sunabilmektedir. Bunları alabilmek için merkezde yer alan yağcıbedir dükkanlarına, kolonyacıya, çömlek atölyesine uğrayabilirsiniz.

Sındırgı Ayvalık arası Kaç km ?

Sındırgı, Edremit körfezinde yer alan Balıkesir’in turistik ilçesi Ayvalık Sarımsaklı sahile yaklaşık 2.5 saat mesafe uzaklıktadır. Hem Balıkesir merkez, Havran, Edremit güzergahından hem de Soma, Bergama istikametinden de yaklaşık aynı sürede gidilebilmektedir.

Sındırgı Gezilecek Yerler

Sındırgıda tarihi, kültürel ve doğa olarak çeşitli yerler bulunmaktadır. İlçe merkezinde meydanda yürüyüşe çıktığınızda, tarihi ibadethaneleri, tarihi kemer köprüleri, yer yer restore edilmiş tarihi evleri görebilirsiniz. Bunun yanında el sanatlarının devam ettirildiği ilçede çömlek atölyesinde çömlek yapmayı deneyebilir, antika çarşısında antika eserleri görebilir, ahşap ürünleri, yağcıbedir halılarını görebilirsiniz.

Ayrıca termal tedavi merkezlerini gezebilir, havuzlarında yüzebilir, Çaygören Barajının kenarında oturabilir veya balık tutabilirsiniz. Tabi vaktiniz varsa Simav ve Cüneyt çaylarının kenarında yemyeşil doğada yürüyüş yapıp daha sonra çadır kampıda sizin elinizde.

Sındırgı doğal güzellikleri

Sındırgıda çeşitli doğal güzellikler bulunmaktadır. Simav Çayı ve Cüneyt Çayı vadileri yeşillik ve tatlı suyun birleştiği alanlardır. Ayrıca Kertil Ormanları ve diğer bir çok Ormanlık alan ile çevrilidir. Çaygören Barajı yine doğal güzellikler oluşturmuştur. Tarihi olarak da çeşitli tarihi binalar, tarihi köprüler bulunmaktadır. Yine Hisaralan bölgesinde bulunan jeopark alanı yapay da olsa görülmeye değer alanlardandır.

Balıkesir Sındırgı hangi ile yakın?

Sındırgı, Kütahya’nın Simav, Manisa’nın Akhisar, Demirci ve Gördes ilçelerine komşudur.

Sındırgı;

Manisa Otogara 1.5 saat,

Akhisar’a 1 saat,

Demirci’ye 1.5 saat,

Gördes’e 1 saat,

Kütahya Simav İlçesine 1.5 saat mesafe uzaklıktadır.

Sındırgı
Sındırgı






Sındırgı'nın İlk Kaymakamı: Süleyman Kamil Efendi

SINDIRGININ İLK KAYMAKAMI VAZİFE ŞEHİDİ: SÜLEYMAN KAMİL EFENDİ

Sındırgı, 1847 yılında Hüdavendigar Eyaletinin sancaklarından biri olan Karesi Livasının yirmiden fazla olan kazalarından birisidir. 1864 yılında vilayet sistemine geçilmesiyle nahiye yapılan Sındırgı, Karesi Sancağı’nın Bigadiç kazasına bağlanmıştır ve müdürlükle yönetilmiştir. 1881’de Karesi’nin müstakil vilayet olmasıyla, Sındırgı da kaza yapılmış ve kaymakam tarafından yönetilmeye başlamıştır.

 Sındırgı ilk defa, hicri 1301 tarihinde ( miladi 1884 yılı) kaymakamlığa tahvil edilir  ve ilk kaymakam da Süleyman Kamil Efendi’dir. O tarihte memlekette serbest gezen ve kaçakçılıkla iştigal eden Çoban İsmailoğlu Halil İbrahim isminde bir sergerdeye ‘’ Sen açıkta tütün satamazsın!’’ diye takılarak bu şeriri kızdırmışlar. O da biraz kaçak tütün alarak çarşıda yonca altına sermiş. O esnada jandarma kumandanıyla Kaymakam bu kaçakçının yanından geçerlerken jandarma kumandanı kaçak tütünü görünce bunun ne cüret olduğunu söyleyerek yakalamak istemişse de o anda Halil İbrahim "Gelmeyin, yakarım" demiş ve tek tüfeğine davranarak jandarma kumandanına ateş etmiş ve kurşun kaymakama isabet ederek zavallı orada derhal vefat eylemiş!..  

Bilahare bu eşkıya tutulmuş 15 seneye mahkum edilmiş, hapisten çıktıktan sonra yine kaçakçılığa devam etmiş ve 15-20 sene sonra Sındırgı’da ölmüştür. 

Süleyman Kamil Efendi’nin Talik yazı ile hakkedilmiş şahidesinde (mezar taşı) şöyle yazıyor. 

‘’Hüvel hayyü layemutu ırcii ilarabbiki radiyeten mardiyye fedhuli fi ibadi vedhuli cenneti [ Ezeli ve ebedi hayat sahibi olan O’dur. Ey huzura kavuşmuş insan! Sen O’ndan hoşnut, O da senden hoşnut olarak Rabbine dön. Seçkin kullarım arasına katıl ve cennetime gir! ]

Mülkiye kaymakamlarından ve rüdbe-i saniye eshamından olup hizmeti sebkat eden Sındırgı kazasının kazaya tahvilde birinci defa kaymakam tayininde bazı hainan kurşun ile maktulen ve şehiden vefat eden merhum ve mağfur ila rahmeti rabbulgafur Süleyman Kamil Efendinin ruhu için fatiha 3 Eylül 1301 Zilhicce 1302 yevm (günü) Salı’’


Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Sındırgı.net | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Sındırgı için ile..