Sındırgı

tütün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tütün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Anadoluda İmece Kültürü | Meci Nedir?

İmece, egede denilen ismiyle meci, insanların birbirleriyle yardımlaşarak bağ bahçe işlerinde birbirlerine yardım etmesidir; tütün kırmak, ekin biçmek gibi..

Genellikle köy yerlerinde uygulanan bu davranış türü halen devam etmektedir.

Köylü kadınların özellikle yardım sever olmasından kaynaklanan bu durum günümüz insanları tarafından bilinmemektedir .

Son yıllarda makineleşmenin ve teknolojinin de etkisiyle olsa gerek bu işbirliği ve birlik beraberlikle iş yapmanın ve zorlukları kolaylaştırmanın bir kültürü olan imece kültürü insanlar arasında unutulmaktadır.

Bundan 12 sene önce kayınvalidem ekin biçtirmek için köydeki akraba ve komşularından yardım istemiş "meci yapalım da benim ekinler yanmasın" demişti küçük oğlumla köyde kalıyorduk o dönem böyle bir olaya şahit olmuştum şehirde büyümüş bir insan olduğum için bu durumu ilk başta anladım tatbikî sonra kayınvalideme sorarak idrak edebildim .

İmece olacağı zaman hazırlık yapılır. Börekler, taze ekmekler hazır edilir ve iş başlar.. 

Haydi imece zamanı..

Anadolu'da İmece Kültürü


Sındırgı'nın İlk Kaymakamı: Süleyman Kamil Efendi

SINDIRGININ İLK KAYMAKAMI VAZİFE ŞEHİDİ: SÜLEYMAN KAMİL EFENDİ

Sındırgı, 1847 yılında Hüdavendigar Eyaletinin sancaklarından biri olan Karesi Livasının yirmiden fazla olan kazalarından birisidir. 1864 yılında vilayet sistemine geçilmesiyle nahiye yapılan Sındırgı, Karesi Sancağı’nın Bigadiç kazasına bağlanmıştır ve müdürlükle yönetilmiştir. 1881’de Karesi’nin müstakil vilayet olmasıyla, Sındırgı da kaza yapılmış ve kaymakam tarafından yönetilmeye başlamıştır.

 Sındırgı ilk defa, hicri 1301 tarihinde ( miladi 1884 yılı) kaymakamlığa tahvil edilir  ve ilk kaymakam da Süleyman Kamil Efendi’dir. O tarihte memlekette serbest gezen ve kaçakçılıkla iştigal eden Çoban İsmailoğlu Halil İbrahim isminde bir sergerdeye ‘’ Sen açıkta tütün satamazsın!’’ diye takılarak bu şeriri kızdırmışlar. O da biraz kaçak tütün alarak çarşıda yonca altına sermiş. O esnada jandarma kumandanıyla Kaymakam bu kaçakçının yanından geçerlerken jandarma kumandanı kaçak tütünü görünce bunun ne cüret olduğunu söyleyerek yakalamak istemişse de o anda Halil İbrahim "Gelmeyin, yakarım" demiş ve tek tüfeğine davranarak jandarma kumandanına ateş etmiş ve kurşun kaymakama isabet ederek zavallı orada derhal vefat eylemiş!..  

Bilahare bu eşkıya tutulmuş 15 seneye mahkum edilmiş, hapisten çıktıktan sonra yine kaçakçılığa devam etmiş ve 15-20 sene sonra Sındırgı’da ölmüştür. 

Süleyman Kamil Efendi’nin Talik yazı ile hakkedilmiş şahidesinde (mezar taşı) şöyle yazıyor. 

‘’Hüvel hayyü layemutu ırcii ilarabbiki radiyeten mardiyye fedhuli fi ibadi vedhuli cenneti [ Ezeli ve ebedi hayat sahibi olan O’dur. Ey huzura kavuşmuş insan! Sen O’ndan hoşnut, O da senden hoşnut olarak Rabbine dön. Seçkin kullarım arasına katıl ve cennetime gir! ]

Mülkiye kaymakamlarından ve rüdbe-i saniye eshamından olup hizmeti sebkat eden Sındırgı kazasının kazaya tahvilde birinci defa kaymakam tayininde bazı hainan kurşun ile maktulen ve şehiden vefat eden merhum ve mağfur ila rahmeti rabbulgafur Süleyman Kamil Efendinin ruhu için fatiha 3 Eylül 1301 Zilhicce 1302 yevm (günü) Salı’’


Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Sındırgı.net | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Sındırgı için ile..